Yeniden bu adresteyim:
http://cahideninelleri.blogspot.com/

Sayfadaki sorun düzeldi ama benim wp ye soğukluğum devam ediyor.Böyle kararsız kazım gibi oldum,bir oraya bir buraya ama anlatırsam belki hak verirsiniz;

Yaklaşık bir sene önceydi.Boykot zamanında tamamen halishane niyetlerle blogger’i bırakıp wordpresse geçtim.Bir çok arkadaşımda böyle yaptı.Fakat ben buradaki hareket alanını orada bir türlü bulamadım.Gayet kısıtlı bir alanda yazmak zorunda kaldım.Kod ekleme imkanı kısıtlı,yazı karakteri ekleyemezsin.Şablon değiştiremezsin.kontrol panelinin en altında çıkan uygunsuz site tanıtımlarını büyük oğlanların görüp,”anne bu ne!” demeleri can sıkıntımı artırmıştı.Geçen akşamda yan menümü en aşağıda görmem bardağı taşıran son damla oldu.Aslında niyetim bir site açmaktı.Fakat bir sitenin bana extra çok fazla bir şey kazandırmayacak olması üstüne üslük heryıl 40-50 dolar düzenli para ödemek zorunda oluşum beni caydırdı.zaten ortalama bir sitede 3 gb.lık bir alan sunuyor.Çoğumuzun blog açmadaki hedefi tamamen bir hobi olduğuna göre,bu ücretsiz alanlar bize yeterde artar bile.Tam hitim artmışken,herşey yoluna girmişken bunu yapmak zor oldu ama daha fazla erteleseydim daha çok zorlanacaktım.Nasıl geçtin diye sorarsanız;çoğunu çocuklar yaptı sağolsunlar.Sürükle bırak yöntemiyle resimler yazılar 2 saatin içinde eklendi.Çok sağlıklı bir yöntem olmadı belki ama olsun.Diğer tarafı silmeyeceğim yoksa buradaki resimler kaybolur.Yorumları ekleyemediğim için çok üzgünüm,ama yapacak birşey yok.
Uğramak isteyenler yeniden eski adresime uğrayabilirler
http://cahideninelleri.blogspot.com/

Arkadaşlar bu akşam sayfama baktığımda yan menüyü göremedim.Birde baktım en alta inmiş,inanın hiç alakam yok.Aslında wordpressden çok şikayetçiyim,istediğim değişiklikleri yapamıyorum.Hatta bazen benim istemediğim şeyler,benden habersiz oluveriyor.Bu günlerde yazı eklerken resimler hep kod olarak görünüyor ve ayar yapmak da zaman alıyor.Bazen blogspottan buraya geçtiğime pişman olmuyor değilim.Fark neydiki diye kendime sormadan edemiyorum.Bir kaç gün ne yapacağımı düşünmek istiyorum.Fikri olanlar paylaşırlarsa sevinirim…

Hayırlı ,bol ecirli bir cuma günü dilerim hepinize.Rabbim bizleri şu mübarek cuma gününden gafil etmesin inşaallah (amin)
Bu yemeği uzun zaman önce yapmıştım.Şu arşivi azaltmak istiyorum fakat hergün yeni bir tarif eklenince bitmiyor.Biterse üç beş günde ben ara veririm artık.Malzemelerin çokluğuna bakıp gözünüz korkmasın.Aslında çok zor bir yemek değil ve malzemelerde hepimizin evinde bulunabilecek türden.Kolaylıkla yapıp afiyetle yeyin inşaallah…
MALZEMELER
KREP İÇİN
3 Adet yumurta
3 su bardağı süt
1 su bardağı su
3.5 su bardağı un
bir fiske tuz (12 tane krep çıkıyor)
BEŞAMEL SOS
2 su bardağı süt
2 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı tere yağı
İÇ MALZEMESİ300 gr. tavuk eti
1 su bardağı haşlanmış bezelye
2 adet kuru soğan
kekik, yenibahar,karabiber
yarım yemek kaşığı domates salçası
ÜZERİNE
dilimlenmiş kaşar peyniri
SARMISAKLI SOS İÇİN
5 adet iri diş sarmısak
2 kaşık sıvı yağ
yarım yemek kaşığı domates salçası
1 su bardağı su

YAPILIŞI
*Önce krep hamurunu hazırlayın
*Büyük tavada yapacaksanız,11-12 adet krep çıkıyor,Kreplerinizi pişirin
*Tavuğu haşlayıp didikleyin,tavaya soğanları doğrayın sarartın,
*Salçasını baharatlarınıda koyup tavuk etiyle beraber harmanlayın.
*İçten bire kaşık kreplerin ortasına koyun,bohça kapatır gibi kapatın.Tepsiye dizin.
*Önce sarımsakları ezip,sıvıyağda salça ve su ile beraber pişirerek sosu hazırlayın.Kreplerin üzerine dökün.
*Daha sonra beşamel sosunu buradaki gibi hazırlayın onuda kreplerin üzerini örtecek kadar yayın.
*’50 dercelik fırında üzerleri kızarmaya başlayana kadar pişirin.İndirmeden 5 dakika önce kaşar peynirlerinide üzerlerine koyup peynirler eriyene kadar bekleyin.

“Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp-düşünmez misiniz? Eğer Allah’ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nahl Suresi, 17-18)
Bizler Rabbimizin verdiği sayısız nimetleri değişik yöntemlerle pişirince kendimizi bir şey yaptık sanıyor, hatta enaniyet geliştiriyoruz.Ben bu ayetleri okudukça kul olduğumu, acizliğimi ve aslında ne kadar küçük olduğumu daha iyi farkediyorum.bazen düşünüyorumda ya insanlarında biraz olsun yaratma gücü olsaydı,soluduğumuz hava,güneş gibi eşsiz nimetler insanların tasarrufunda olsaydı halimiz ne olurdu?
Tefekkür etmeyi unutmadan,herkesin bildiği,şu acizinde arada bir yaptığı mübarek yemeğe bir bakıverin;
MALZEMELER
1 Kase haşlanmış barbunya
1 Adet kuru soğan
2 Adet sivri yeşil biber
2 Adet domates
Bir kaç dal mayonoz
Tuz
YAPILIŞI:
*Bir tencereye soğanı ve biberi doğrayın, biraz çevirdikten sonra doğradığınız domatesleride koyun.
*Biraz daha pişirdikten sonra haşlanmış barbunyaları ilave edin.
*Yarım su bardağı kadar da su koyup suyunu çekene kadar pişirin
*Doğranmış maydonazlarla üzerini süsleyerek servis yapın


Böyle hemen hergün bir tarif yayınlıyorum diye, bu hep böyle olur sanmayın.Benimde ruhumun değişken halleri vardır.Bazen çoşar, bazen durulur.sizlerle sanal olarak yüzünüzü görmeden,samimi sohbetlerin içine giremeden yazışmak,bazen çok can sıkıcı oluyor.Çünkü sevdiğim insana dokunmaktır en büyük özelliğim.Dostuma sarılmak,elini tutmak,gözlerine bakarak muhabbet etmek bunların tadını hiç birşey vermez.Eş ve çocuklar çok güzel,ama bazen bir dostuda arıyor insan.dost,kafdağındaki zümrüd-ü anka gibi, bazıları için imkansız bazıları için zor bulunan birşeydir gerçi ama birgün mutlaka bir yerde çıkıyor karşınıza.Adları bende kalsın,görüşmeyi ve bu sanal alemde sunamadığım sevgimi sunmayı istediğim öyle kimseler var ki;bu dünyada olmazsa ahirette yanyana olmayı umuyorum onlarla.Birbirini Allah için sevenler gurubunda,arş’ın gölgesinde mesela.
Neyse kısa keseyim,bu duygularla bir kitap yazarım ben:)

Efendim gelelim mantıya,bir çin blogunda görmüştüm.Yapılışını resimlememişlerdi ama görüntüden meseleyi çözdüm:)Onlar içine…. eti koymuşlardı.gerçekten çok ilginç yemek kültürleri var.Ben bizim usullerle yaptım ve sanırım Türk bloglarında ilk kez yapılan bir şekil (gören varsa beni haberdar etsin düzelteyim)İsmini biraz düşündüm ve pileli duruşundan mütevellit Pileli mantı koydum.Ben ayrıntılı anlattım.Yapımı gayet kolay,bakalım nasıl yapmışım;

pileli mantının yapılışı
MALZEMELER
3 yumurta
1 su bardağı süt
1 su bardağı su
Aldığı kadar un
tuz

İç malzemesi
3 gr.kıyma
2 adet haşlanmış patates
2 adet soğan
maydanoz
baharat,tuz
ÜZERİNE
sarmısaklı yoğurt
yağda eritilmiş salça

YAPILIŞI
İç malzemesi kavrularak hazırlanır.Sertçe bir hamur hazırlanır.20 dakika dinlendirilir.Hamur üç parçaya bölünür.Mantı yufkası gibi bir yufka açılır.Gerisini resme bakarak yapabilirsiniz.

haluj
Bu gördüğünüz ise bir çerkez yemeği olan halujun şeklini andırsada tam olarak değil.Ben orjinal haluj şeklini yapamadığım için,pileli mantıya yaptığım şeklin aynısını iki taraflı uyguladım.

Malumunuz,bugün pazartesi.Benim genel temizlik günüm.Akşama kadar uğraşır dururum artık.Bazen düşünüyorumda sabah namazından sonra yatsaydım,tüm bu işleri nasıl yetiştirirdim diye.Elhamdulillah güneşi üzerime doğdurmuyorum,günümde bereketli oluyor.Daha önceleride böyleydi fakat Erdal Demirkıran‘ın Sadece aptallar sekiz saat uyur” adlı kitabını okuduktan sonra bu alışkanlığımı dahada pekiştirdim.Kitaptaki şu söz beni çok etkilemişti.“Akıllı bir adam ömrünün üçte birini yastığa bağışlamaz”Yapamam demeyin.Sadece bir hafta aynı saatte kalkarsanız biyolojik saat kendisini ona göre ayarlıyor.Sonra uyumak istesenizde uyuyamıyorsunuz.Güneş doğduktan sonra uyanmayla ilgili şuradaki ilginç yazıyı okuyun.Yine kendi ölçülerimle yaptığım pratik kurabiyemle sizleri başbaşa bırakıyorum…..Fındıklı Kurabiye
MALZEMELER
100 gr.tereyağı
1 çay bardağı sıvıyağ
1 yumurta
2 yemek kaşığı yoğurt
1 çay bardağı dövülmüş fındık
1.5 çay bardağı pudra şekeri
2 yemek kaşığı kepek
50 gr.damla çikolata
yarım paket kabartma tozu
aldığı kadar un
YAPILIŞI
*Bütün malzemeleri karıştırıp yumuşak bir hamur elde edin.
*Merdane yardımıyla açın
*Bir çay bardağıyla yuvarlaklar kesip tepsiye dizin
*175 derecelik fırında pembeleşene kadar pişirin
*Fırından çıkıp soğuduktan sonra,bir tanesinin içine krem çikolata sürüp bir diğerinide üzerine kapatın.Hepsine aynı işlemi uygulayın

Kışın ilk lahana sarmasını yaptım.Aslında sizlere lahana sarmasını anlatmaya ar duyarım ama,olur ya bilmeyen gençler vardır.Yeni evlenenler mesela.ilk evlendiğim zamanları hatırladım.Sık sık annemi arar tarif sorardım. “Anne bu lahana ne kadar haşlanacak?Yapraklar eridi ne yapayım? tuzunu ne kadar atayım?Eminim o yıllar annem içinde zor yıllardı.Herşeyi el ayarı göz kararıyla yapan birinin belli ölçülerle tarif vermesinin ne denli zor olduğunu şimdilerde daha iyi anlıyorum.

Tecrübeye ulaşmak için hataların yollarından geçmek gerekir.Yaptığım her hata bir öğretmendi benim için.Her hatada nasılı,niçini öğrendim.Hatalarımıda çok seviyorum ben. Hataları yapa yapa,hata yapmamayı öğreneğim.Bu hatalar bir gün biter mi dersiniz? lahana sarması
MALZEMELER
10-12 Yaprak sarmalık lahana
250 gr. kıyma
1 kase bulgur ve pirinç yarı yarıya olacak
1 Büyük kuru soğan
Bir kaç dal maydonoz
1 Yemek akşığı biber salçası
1 yemek kaşığı domates salçası
Karabiber,tuz,reyhan
Zeytin yağı
SOSU İÇİN:
1 Kaşık salça
1 kaşık tereyağı
YAPILIŞI:
*büyük bir tencereye yarıya kadar koyup kaynatın
*lahana yaprakları içine atıp, birkaç dk. bir tarafını, birkaç dakika çevirerek diğer tarafını haşlayın.
*Haşlanan yaprakları soğuk su dolu bir leğenin içine alın ki yapraklar sıcaklıkları ile erimesin.
*Malzemeri çiğden koyarak yoğurun
*lahana yapraklarının en üst kısımındaki kalın damarları kesip çıkarın, diğer taraflarını enine 4 parmak kalınlığında şeritler halide kesin.
*her şeritten 4-5 tane sarma çıkar.
*bir tencereye sarmaları dizin.Üzerine salça ve tere yağı ile hazırladığımız sosu dökün.
*2 bardak sıcak su ilave edin.üzerine ya dolma taşı, yada bir tabak kapatın.yarım saat kadar pişirip kontrol edin.pişmemişse 10 dk. daha pişirin.sarmamız hazır.Afiyet olsun

Çocuk katil olur mu?
Geçtiğimiz hafta Erzurum’da öldürülen Musa beni çok etkiledi:(
Yavrucağın resmini her gördüğümde gözyaşlarımı tutamıyorum:( Musa ne ilk ne de son olacak.Kimbilir ne çocuklar yok pahasına can verecek…
Online bilgisayar oyunlarını lütfen çocuklarımıza oynatmayalım.Bu oyunlar yoluyla çocukların hakkındaki her türlü bilgiye ulaşılabiliyor.Aslında internet tümüyle öyle.Oda çok ayrı bir konu.Ben bu olaydan sonra,çocukların belli bir seviyeye geldikten sonra oyunları birbirlerine sattıklarını öğrendim.Geldiğimiz vahim noktaya bakın.Çocuklarımızın,hedeflerine,ne için öldürüp,ne için öldüklerine bir bakın.Bu gençler nasıl böyle vahşileşebiliyor?İnsan en yakın akrabasını,hatta anne babasını,evladını nasıl gözünü kıpmadan öldürebiliyor?

Bu olayda ve buna benzer diğer olaylarda beni en çok üzen konulardan biride;caninin henüz 18 yaşına gelmemişse,çocuk olarak yargılanması ve bu vahşilerin çocuk mahkemelerine gönderilmesi.Allah aşkına söyleyin,böyle planlı cinayet işleyen,her iğrençliği düşünebilen 16,17 yaşındaki bir yaratığa nasıl çocuk gözüyle bakılır?Çocuk masumiyeti temsil eder,çocuk saftır,tertemizdir.Esfeli safilin’e gönderilecek insanlar çocuk olamazlar.İslama göre ergenlik çağına giren her insan artık bir yetişkindir.Ve bu kızlarda 9-13,erkeklerde 12-15 arasıdır.Bundan sonra siz o insana çocuk diyemezsiniz….

Ben bu konu gündeme getirilirse ki; bazı yazarlara ve millevekillerine gündeme getirmeleri için mail atacağım,mutlaka dikkate alınacağına inanıyorum.Tabi avrupa birliği standartlarına aykırı değilse!!!
Sorgulamak,farkında olmak ve farkettirmek duyarlı her insanın görevi…
Seyyid Kutub’un dediği gibi;Rabbim bize sorumluluktan kaçan inanç ucuzluğuna karşı yardım et….
Ve Rabbim ahir zamanın üzerimize yüklediği bu ağır yükü bize hafif kıl ki bizler huzuruna eli boş,yüzü kara çıkmayalım (amin).

Fırında soslu alabalık
Önceden beri balıkla aram yok denecek kadar azdır.Kokusundan dolayı belkide hep itici gelmiştir.Ama eşim tam bir balık tutkunu.Sağolsun aldığı balıklarıda hep kendisi hazırlar ama eve yayılan koku hala alışamadığım bir durum:( Balık sonrası en az iki gün kokusunu alırım,sanki her yer kokar.Sirke kaynatmalar,limon kabuğu yakmalar,sonu gelmeyen ev havaladırmaları….
Fakat faydalarınıda es geçemem tabi.Sırf faydası için arada birde olsa katlanmak gerek.
Tamamen atmasyon bir sosla hazırladığım alabalıkçok lezzetli oldu.Sosu kokusunu hafifletmişti sanki.Sebzeleri çocuklar çok sevdiği için mutlaka ilave ederim…
MALZEMELER
5 adet alabalık
2 adet patates
2 adet soğan
1 adet domates
bir kaç tane defne yaprağı
SOS İÇİN
1 tutam nane
1 tutam maydanoz
1 küçük soğan
zeytinyağı
yarım çay bar.su
biraz köri
fırında soslu sebzeli alabalık
YAPILIŞI
*Önce sos malzemelerini rondodan geçirin.
*Yayvan bir kaba koyup balıkları bulayın
*Tepsiye yerleştirin.
*Üzerine irice doğradığınız soğan,patates ve domatesi dizin.aralarına defne yapraklarını koyun.
*Üzerine kalan sosuda döküp,200 derecelik fırına sürün.
*Kızarıp suyunu çekince fırından alın.

1.”İncire ve zeytine andolsun,
2.Sina dağına, Ve şu emin beldeye (güvenilir şehre).
3. Doğrusu, Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.
4.Sonra aşağıların aşağısına çevirdik.
5.Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka; onlar için kesintisi olmayan bir ecir vardır.
6.Öyleyse bundan sonra, hangi şey sana dini yalanlatabilir?
7.Allah hükmedenlerin hakimi değil midir?”(TİN suresi)
Sadece ilk ayeti yazayım desemde;surenin devamına kıyamadım onu da yazdım.İncire ve zeytine yemin eden Rabbimiz bize sahip olduğumuz nimetleri hatırlatırken,bizler “Ol mahiler ki,derya içredir deryayı bilmezler”dizisine mukabil bir hayat sürüyoruz.Sahip olduğumuz pekçok şeyin kıymetini ne yazık ki bilemiyoruz….

Çocukluğumda annemin elleriyle hazırladığı zeytinlerden başkasını yemezdik.O kadar lezzetlilerdi ki zeytin satın almaya gerek kalmazdı.Evlendikten sonrada gezdiğim yerlerde zeytin satılıyorsa,yine kendim yapmaya devam ettim.Evde yapılan zeytininde tadını hiçbirşey vermiyor zaten.Yeşil zeytin kırma ve çizik olarak evde hazırlanabiliyor.Ben daha çok kırma zeytini tercih ediyorum çünkü tatlandırılması daha kolay oluyor…
Eğer bulunduğunuz yerde yeşil zeytin satılıyorsa ve hala denemediyseniz,mutlaka deneyin derim.belki yapımı en kolay yiyeceklerden biri.Zeytin fabrikalarına bugün yeşil girip,yarın kostik kullanılarak siyah zeytin olarak çıkan,zehir yükü zeytinleri çok yedi bizim milletimiz ve hâla da yemeye devam ediyorRabbimizin verdiği güzel nimetleri doğru kullanabilmekte bir nevi şükürdür.Zeytin mevsimi geçmeden,yapımı çok kolay bu zeytini beraber yapalım…

YAPILIŞI VE AYRINTILI RESİMLER İÇİN YENİ ADRESİME BAKIN..
YENİ ADRESİM CAHİDENİN ELLERİ

pembe_cicek
Yarınlar hiç gelmeyecek,
Dünde hiç olmamıştı zaten… Dünlerimin farkı yok gördüğüm rüyalardan. Onlarıda yarım yamalak hatırlıyorum. İkişer üçer çıktığım merdivenler gibi dünler, ara basamaklarda ne vardı bilmiyorum. Bir o tarafa bir bu tarafa savrulan takvim yaprakları gibi dünlerim; nisan yok, haziran kayıp, ekim yırtılmış. Şimdi hangi aydaymışım oda belli değil… Bebekliğim yok günlüğümde, çocukluğum eksik, gençliğim yaz yağmuru gibi. Neresindeyim ki ben bu rüyanın? Başında mı sonunda mı? Bir film mi yoksa bunlar? Bir filimse eğer ben bu filmin figüranı mıyım, başrol oyuncusu mu? Asıl oyuncu olsaydım dünlerden bu kadar kolay silinir miydim?
Yarınlar hiç gelmeyecek,
Dünü de çok oldu kaybedeli… Çam ormanları içindeki küçük lojmanda benim mi çocukluğum geçti? Bebeğimin üzerini sıkı sıkı örtüp saatler sonra yattığı yatağın ısınmayışına anlam veremeyip üzülen ben miydim? Arife günlerinde bir tören havasında geçen elime kına yakma merasimlerini yaşadım mı gerçekten? Hala mis gibi kokar mı, başımıza taç ördüğümüz papatyalar, her bahar topladığım gelincikler, laleler… Yaşadım sandığım 33 yıl nerede?
Yarınlar hiç gelmeyecek,
Dün bir önceki günün, bugün de dünün yarınıydı. Biz hep başkalarının dünlerini yaşayacağız. Tıpkı bizim dünlerimizin sonrakilerinin yarınları olduğu gibi. Yakalamaya çalıştığımız ne varsa; hep bizden hızlı koşacak. Onu yakalayınca yerini başkaları alacak. Ne hevesler bitecek, ne yarınlar gelecek…
Yarınlar hiç gelmeyecek,
Tam yarın geldi derken gene bugün olacak. Bir müddet bugünde asılı kalacağız. Zaman ara sıra gelip küçük fırça darbeleri atacak yüzümüze, ellerimize. Darbeleri gitgide artıracak, artırdıkça çizgiler derinleşecek. Ve bugünlerden bir gün aynaya bakıp;”zaman ne çabuk geçmiş” diyeceğiz. Ve biz hep yarınları bekleyeceğiz. Dünü hatırlamadan, bugünü umursamadan bekleyeceğiz.
CAHİDE SULTAN

Eğer boş bir gününüzdeyseniz,uğraşacak zamanım çok,elime ayağıma dolaşacak kimse yok diyorsanız;size bu böreği yapmanızı tavsiye ederim.Yook zamanım dar,şipşak yapılan birşeyler istiyorum diyorsanız;bu tarifi ne gördünüz ,ne duydunuz:)Mümin doğru sözlü olmak zorundadır.Ben burada beğenmediğim hiç birşeyi yayınlamıyorum.Yani tariflerimin hepsi denediğim,beğendiğim tavsiye ettiğim tarifler.Ben bir çok blog veya sitedeki gibi(ki; ben bu işe çok kızıyorum)uydurma tarifler,iş olsun diye konulan resimler kullanmıyorum.Ve bir çok arkadaşımda bunu yapıyor zaten.Fakat bizi takip eden bizden tarif alan kişilerede yaptığımızın zorluk derecesi konusunda bir uyarıda bulunmamız gerekir diye düşünüyorum.
Evet nişastalı börek tarifi bir çok yerde vardı.Ben kendi ölçülerimi kullandım yine ama yapılışının hepsi genelde aynı.Bazı arkadaşlar sık yaptıklarından,çok kolay olduğundan bahsetmişler.Hayır kolay bir börek değil.Daha doğrusu çok zaman alan bir börek.Özellikle sıcak yediğinizde süper bir lezzet,tadı cidden çok güzel,hani kıyır kıyır dediğiniz cinsten fakat yaparken kendimi baklava açıyorum gibi hissettim.Bekleme süresi falan tam iki saatimi aldı.Hatta çocuklar hala “anne bize o börekten yapsana”diyorlar ama,bir daha ne zaman yaparım kestiremiyorum.
Doğrusu zamanımızda çok değerli.Zorlaştıran değil,kolaylaştıranlar ayrıcalıklıdırlar.Eğer gözünüz kesiyorsa buyrun tarife;
MALZEMELER
1 su bardağı süt,
1 su bardağı yoğurt
1 çay bardağı sıvı yağ
2 yumurta
1 çay kaşığı karbonat
Tuz , aldığı kadar un
AÇMAK İÇİN
Nişasta , arasına sürmek için tereyağı
İÇİNE KOYMAK İÇİN
2 Adet patates
1 su bardağı ezilmiş beyaz peynir
1 demet maydanoz
Birkaç adet sosis (arzuya göre)
YAPILIŞI
Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yoğurun.Hamuru 22 eşit parçaya bölün.Biraz dinlendirdikten sonra her bir bezeyi tabak büyüklüğünde açın.Aralarını yağlayarak ikişerli olarak birleştirin.Aralarındaki yağ donana kadar bekleyin.
Daha sonra birleştirdiğiniz her iki bezeyi nişasta ile normal bir yufka büyüklüğünde açıp,yağlayarak zarf şeklinde katlayın.Dörde bölüp,uçlarına iç koyarak üçgen biçimde kapatın.Fırına verirken üzerine hiçbir şey sürmeyin.200 derecelik ısı benim için ideal pişirme derecesi.Ayrıca tarifimi arkadaşımız Ferah’a gönderiyorum.
Cahide’nin notu:Eğer denemek isterseniz bezeleri iki değil üçerli gruplar halinde birleştirin.Bu şekilde daha az zamanınızı alacaktır.Bir daha yaparsam o şekilde yapmayı düşünüyorum.Ayrıca sevgili Rumma sayfana üç gündür bir türlü ulaşamıyorum.Web sayfasından kaynaklanan bir durum diyor.Aklına bir şey gelmesin canım.takip ettiğim bir kaç adreste daha aynı sorun çıkıyor.İnşaallah en kısa zamanda sorun hallolur.

Pırasa bizde çocuklar tarafından pek ilgi duyulmayan bir sebzedir.Ben ve eşim çok severiz.Çocuklarında tabaklarını ayırırım ki; herkesin ne yediğini bileyim.Bu yüzden herkes yemeğini bitirmek zorunda kalır…
Ayvalı pırasa deyince yüzünüzü buruşturmayın hemen.Ayva sadece iki dilim kullanıyoruz.Kokusu bile gelmiyor.Daha önce zeytinyağlı yemeklere biraz meyve konduğunu okumuştum.Pırasaya ayva fikride benden çıktı.Meyveler zeytinyağlı yemeklerde şekerin yerini alıyor.Ayrıca ben pirinç değil bulgur kullandım.Bu da sizlere sunacağım farklı bir seçenek.Yemeğimizin yapımı gayet basit;
MALZEMELER
Yarım kg.pırasa
1 orta boy havuç
2 dilim ayva
1 adet soğan
1 kahve fincanı iri bulgur
sızma zeytinyağı,tuz
Yarım kaşık salça
YAPILIŞI
*Pırasayı ve havucu iyice yıkayıp verev doğrayın.
*Soğanı tencereye doğrayıp hafif sarartın.
salçasınıda koyup eritin.
*Doğranmış havuç ve pırasayı ilave edin.
*Biraz çevirdikten sonra iki dilim ayvayı doğrayın,bulguruda ilave edin 1 su bardağı su katıp pişirmeye bırakın.
*Sebzeler pişince ocaktan alın.Afiyet olsun…

Hayırlı cumalar dilerim cümle dostlara.Rabbim bizleri rızasına uygun hayat süren kullarından etsin(amin)Kahveli ve çikolatalı kek
Bizim evde kek,pasta davası hiç bitmez.Öğlenden yaptığım kekler,ertesi güne kalırsa acayip şaşılası bir durum var demektir.Ya tadını beğenmemişlerdir,yada hastadırlar:)Aklıma ne gelirse,evde o an ne varsa içine atarım keklerin.Her türlü meyve her baharat kendini ister istemez keklerin içinde bulur.Çocuklardan biri kahveyi çok sevdiği için arada kahveli yaparım kekleri.Tabi kahvenin içine çikolata çok güzel gider onuda ihmal etmem.Gerçi benim kekin içinde bu kez fazla gözükmedi ama olsun varsın lezzeti yerindeydi:))Beş çayında,bir dost sohbeti eşliğindeDostla sohbet... baklavadan güzel olur…
MALZEMELER
3 yumurta
1 su bardağı şeker
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı su
1 tatlı kaşığı kahve
50 gr.kırık veya damla çikolata
1 paket k.tozu,vanilya
2.5-3 su bardağı kadar un
YAPILIŞI
*Un hariç bütün malzemeleri homojen bir kıvam elde edene kadar çırpın.
*Ununuda katıp en az 3-4 dakika yeniden çırpın.
*Unlanıp yağlanmış kek kalıbına döküp 175 derecelik fırında yaklaşık 40 dakika pişirin…
NOT:Tıpkı şeftalili kekte olduğu gibi bütün malzemeleri beraber çırpıyoruz…..

“Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz, helal olanlarından yiyin; eğer sadece O’na kulluk ediyorsanız, Allah’a şükredin. O’na karşı diliniz, bedeniniz ve malınızla, kulluk borcunuz olan şükrü yerine getirin.” (Bakara 172)Yukardaki ayeti ne zaman okusam veya dinlesem beni derin düşüncelere sevkeder.Her şeyin sahteleştiği,içtiğimiz sudan,yediğimiz ekmeğe kadar hilenin kol gezdiği bir zamanda yaşıyoruz.Doğal olan,katıksız işlenmemiş yiyeceklere her zamankinden çok ihtiyacımız var.Çeşit çok fakat güvenebileceğimiz gıdalar çok az.Sadece ekmeğin içindeki katkı maddelerini buradan okuyabilirsiniz.Boğazımızdan geçen gıdaların maneviyatımızı çok etkilediğini düşünüyorum.Bu yüzden elimden geldiğince hemen herşeyi evimde yapmaya çalışıyorum…
Bu ekmek işinede ne zaman merak sardım hatırlamıyorum.Evde pişerken kokusu iliklerinize kadar işleyen ekmeğin yaşattığı mutluluk bambaşkadır…..
Bu aralar evde yapılan doğal mayalarla ilgili sıkı bir çalışma içindeyim.Daha evvel bunu hiç denememiştim.İlk olarak sizinle “tatlı maya” olarakta bilinen nohut mayasını elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım.Nohut mayası daha çok ege bölgesinde özellikle benimde çocukluğumun geçtiği İzmir’de kullanılıyormuş.Anneciğimlede ettiğim istişareler sonucu edindiğim bilgi ve tecrübeler sonucu yaklaşık 30 saat süren maya ve ekmek serüvenim oldu.Çok zor olduğu için değil sadece zaman aldığı için bu kadar uzadı.Hadi başlayalım;1.aşamaÖncelikle bir avuç nohutu(eski nohut olması daha makbulmüş)demir havanda veya benim yaptığım gibi sert bir yerin üzerinde taş yardımıyla kırın.Bir kaç parçaya ayrılması yeterli
1.aşama2
Kırdığınız nohutları kapaklı bir kavanoza koyun.İçine 1-1.5 yemek kaşığı kadar un bir fiske tuz ve üzerini iki parmak geçene kadar sıcak su koyun.Su kaynar olmayacak annemin deyişiyle “eli ısıracak kadar”. kapağını kapatın.Kenarlarını sıkıca kapatıp üzerini örtün(Ben atkı kullandım)Kuytu bir yere koyun.Ben bu işlemi öğlen saatlerinde yaptım.Akşam 23 sıralarında kavanozu açıp içine bir çay bardağı kaynar su koyun ki sıcaklığını muhafaza etsin.Üzerini tekrar örtüp sabaha kadar bekletin.1.aşama3Sabah kalkıp kavanoza baktığınız zaman görüntü en azından böyle olmalıdır.mayadan kötü bir koku alacaksınız sakın telaşlanmayın.Ekmek piştiği zaman kokudan eser kalmayacak.2.aşamaHamur yoğurma kabına 3-4 bardak tam buğday ununu alıp içine kavanozdaki mayayı bir süzgeç yardımıyla süzün.3.aşama
Bu ayarda yada biraz daha cıvıkta olabilir bir ön hamur yoğurun.Üzerini sıkıca örtüp mayalanmaya bırakın.Bir kaç saat sonra üzeri delik delik olmuşsa mayalanmış demektir.Bu ön hamurdan bir bardak kadar ayırarak daha sonra yapacağınız ekmeğe maya olarak kullanabilirsiniz.Üzerine tekrar yeteri kadar su ve un koyarak poğaça hamurundan biraz daha yumuşak bir hamur elde edin.4.aşamaVe tekrar üstünü örtüp mayalanmaya bırakın.6.aşama
Mayalanan bir hamur,çektiğiniz zaman bu şekilde tel tel görünmelidir.7.aşamaHamuru tekrar yoğurup,uygun tepsilere en fazla yarıya gelecek kadar yerleştirin.ben ekmeğin kabuk tarafını daha çok sediğim için büyük tepsiye gayet ince hamur koydum. Üzerine biraz kepek ve un serpiştirdim.Ya fırının içinde yada üzerini strech filmle kapatarak iki katına gelene kadar kadar bekletin.200 derecelik fırında üzeri kızarana kadar pişirin.Üzeri kızardıktan sonra fırının derecesini 170 e düşürünki içini iyice çeksin.dilimlenmiş 2Ve nihayet ekmeklerimiz pişti.Bu benim için ne büyük bir mutluluktu anlatamam.Rabbime şükürler olsun ki başardıııııııım….

Keşkek hemen her yöremizde yapılan yaygın bir yemektir.Esası boyun eti ile yapılır.Fakat ben bu kez tavukla yaptım. İlerki zamanlarda boyun etiyle yapılanı anlatırım inşaallah.Tadına doyulmaz bir lezzeti var.Az bir malzemeyle tam bir ziyafet yemeği oluyor.eğer keşkeği gözünüzde büyütüyorsanız size derim ki; yaptığım en kolay yemeklerden biri keşkektir.Deneyin göreceksiniz….MALZEMELER
Normal bir kase dövme(dövülmüş buğday)
2 adet göğüslü but
tereyağı
kırmızı biber tuz
YAPILIŞI
Akşamdan iyice yıkayıp,ıslağa koyduğunuz dövmeyi ertesi gün üzerineiki parmak çıkacak kadar su koyup tavukla beraber en az bir saat pişirin.Eğer dövme geç açılan cinstense,tavuktan önce yarım saat pişirin.Hem tavuk etinin,hemde dövmenin çok iyi pişip dağılacak duruma gelmiş olması lazım.Ocaktan aldığınız dövmenin içindeki tavukları kemiklerinden ayırıp tekrar dövmenin içine atın.Bir tahta kaşık yardımıyla macun kıvamına gelene kadar vura vura karıştırın.istediğimiz kıvama gelince yayvan bir tabağa alıp üzerine kızdırılmış tereyağı ve kırmızı biberi gezdirip servis yapın.

Hayırlı mutlu bir pazar günü dilerim hepinize.Uzun zamandır hemen hergün sizinle bir tarif paylaşmama rağmen içinde hiç çorba tarifi olmadığını farkettim.Katı yiye yiye boğamıza durmasın değil mi:))
Dün buralar oldukça yağmurlu ve serindi.Böyle bir havada elbette çorbasız olmaz diye düşündüm.Bunun için düğün çorbası biçilmiş kaftandı.Oktay usta‘nın tarifinden faydalanmış olmama rağmen küçük değişiklikler yapmayıda ihmal etmedim, içine nohut attım,yoğurt miktarını bir kaşık daha artırdım hepsi bu kadar.Çok beğenerek yediğimiz bir çorba oldu.Kalan bir kaseyi akşamın 10′unda ikizlerimin boğazına düşkün olanı ısıtıp yediGülümseDiğerleride isteyecek diye ödüm koptu:)

MALZEMELER
250 gr.kuzu eti (yoksa dana etide olur)
7-8 bardak su (et suyuyla beraber)
2 yemek kaşığı un
4 yemek kaşığı yoğurt
1 yumurta
Yarım limon suyu
Nane, pulbiber, Tereyağ
YAPILIŞI
* Etleri haşlayıp didikleyin
* Haşlanmaya devam ederken diğer tarafta terbiyesini hazırlayın.
* Bunun için yoğurt, yumurta, un ve limonu iyice çırpın.
* İçine tenceredeki sudan bir kepçe katıp karıştırın, (çorbanın kesilmemesi için). Yavaş yavaş terbiyeyi çorbaya ilave edin
* Bir taşım kaynatıp Ocaktan alın.
* Naneli ve Biberli tereyağını çorbanın üzerine gezdirin.

Antep’te kız mesleğe gittiğim yıllardı.Öğlen aralarında okulun yanında patates dürümü yapıp satan bir amcadan patates dürümlerimizi alır,iştahla yerdik.Damağımda kalan nadir lezzetlerden biridir patates dürümü.Kızarmış patates,soğan,domates ve maydanozdan oluşan bu dürümü yıllardır ailemede yaparım….
Her zaman malzemeleri ayrı kaplarda getirir öyle dürüm yapardım.Geçen gün malzemeleri birleştirerek,salata yapmak geldi aklıma.Tat olarak fark yok, fakat bu şekilde tek başına salata olarakta tüketilebilir.Gerçekten çok lezzetli oluyor.Az bir malzemeyle yapılabilecek güzel bir sunum ortaya çıkıyor….MALZEMELER
2 adet orta boy patates
1 adet domates
1 adet soğan
yarım bağ maydanoz
Ben ayrıyeten 2 adet acı biberde kızartıp ilave ettim
YAPILIŞI
Patatesleri küp küp doğrayıp kızartın.Soğanları söğüş doğrayıp,tuzla ovup yıkayın.Domatesi ve maydanozuda doğrayıp,malzemelerin hepsini karıştırın.İster dürüm yaparak,ister salata olarak servis edin.

Son günlerde sizi pazıdan bıktırdım mı bilmem ama evdekiler isyan bayraklarını çektiler.İkizlerim  yemekten önce “anne yine mi pazılı birşey yaptın? Eğer pazılıysa ben yemem” demeye başladılarGülümse. Hatta pazı yemekten renklerinin yeşile döneceğini bile iddia ediyorlar …. Aslında pazıyla yaptığım herşeyi istekle yediler ama, babamızın kışkırtan şakaları onları biraz gaza getirdi diye düşünüyorum …..
Sanırım bende biraz abarttım.Deli kızın çeyizi gibi durmadan aynı şey olmaz değilmi? Fakat gürbüz yaprakları ve yemyeşil rengiyle beni nasıl cezbediyor anlatamam ….
Arşivimde hala pazılı tariflerim olsada diğerlerini başka zamanlara bırakıyorum ….
Pazılı ekmek tamamen doğaçlama oldu.Daha önce hiç yapılmamış.Yiyeceklerin renklerine ve şekillerine önem veririm.Renkli kurabiyeler,kekler  her zaman  ilgimi çekmiştir …. Ekmekte neden,olmasın diye düşündüm ama gerçekten çok güzel oldu.Pazı tadı pek gelmiyordu tam bir kahvaltılık ekmekti….

MALZEMELERYeşil hamur için

3 bardak tam buğday unu (veya 2 avuç kepek)

1 tatlı kaşığı maya

3-4 yaprak Pazı (az suyla rondodan çekin

Tuz Aldığı kadar su

BEYAZ HAMUR

Aynı malzemeler kullanılacak sedece pazı yok

NASIL YAPTIM;

Her iki hamuruda ayrı ayrı ele yapışacak kıvamda yoğurdum.Bir saat kadar mayalandırdım.Önce birini unlayarak hafif açtım.Diğerinide onu üzerine koyup rulo yaptım.hamur yumuşak olduğu için fazla düzgün bir rulo olmuyor.Kenar kısımlarını içe doğru düzeltip unlanmış tepsiye aldım.Orada da yarım saat kadar dinlendirip, 200 derecelik fırında 1 saat kadar pişirdim.Soğumadanda kesmeyin, hamur olmasın.Afiyet olsun …S6002325S6002331

“Pancar pezik değilmi?

Ciğer ezik değil mi?…”diye başlayan türkünün dizeleri beni taa çocukluğuma götürür.O zamanlar bu türküyü duyduğumda “pezik”ne demek bilmezdim.Yıllar sonra peziğin ,pazının sapları olduğunu öğrendim.Zaten pazıda bildiğim kadarıyla şeker pancarının yaprakları oluyor….

Bu peziklerin kavurması çok lezzetliydi.Bunu ıspanak saplarıylada yapıyordum ama böylede bir farklılık oldu.Yapılışını hepiniz biliyorsunuz belki ama ben yinede kısaca anlatayım.Ha bu arada ;lütfen hiç bir tarifinizi hafife alıpta yayınlamamazlık etmeyin.Benim son birkaç haftadır en çok bakılan tarifim kıymalı karnabahar yemeği .Bende bu yemeği yayınlamadan önce tereddüt etmiştim.Şimdilerde en üst sırada görünce şaşırıyorum doğrusu…

Pancarın saplarını haşlayın,küçük küçük doğrayın.

Bol soğan(ben 3 tane kullandım)doğrayıp kavurun.

Tuzunu,karabiberini atıp karıştırın.

Üzerine kişi sayısına göre yumurtasını kırıp biraz pişirin.İşte hepsi bu kadar..

Sonraki Sayfa »