11.07.09
***AYVALI ZEYTİNYAĞLI PIRASA***
Pırasa bizde çocuklar tarafından pek ilgi duyulmayan bir sebzedir.Ben ve eşim çok severiz.Çocuklarında tabaklarını ayırırım ki; herkesin ne yediğini bileyim.Bu yüzden herkes yemeğini bitirmek zorunda kalır…
Ayvalı pırasa deyince yüzünüzü buruşturmayın hemen.Ayva sadece iki dilim kullanıyoruz.Kokusu bile gelmiyor.Daha önce zeytinyağlı yemeklere biraz meyve konduğunu okumuştum.Pırasaya ayva fikride benden çıktı.Meyveler zeytinyağlı yemeklerde şekerin yerini alıyor.Ayrıca ben pirinç değil bulgur kullandım.Bu da sizlere sunacağım farklı bir seçenek.Yemeğimizin yapımı gayet basit;
MALZEMELER
Yarım kg.pırasa
1 orta boy havuç
2 dilim ayva
1 adet soğan
1 kahve fincanı iri bulgur
sızma zeytinyağı,tuz
Yarım kaşık salça
YAPILIŞI
*Pırasayı ve havucu iyice yıkayıp verev doğrayın.
*Soğanı tencereye doğrayıp hafif sarartın.
salçasınıda koyup eritin.
*Doğranmış havuç ve pırasayı ilave edin.
*Biraz çevirdikten sonra iki dilim ayvayı doğrayın,bulguruda ilave edin 1 su bardağı su katıp pişirmeye bırakın.
*Sebzeler pişince ocaktan alın.Afiyet olsun…
11.05.09
***KAHVELİ VE ÇİKOLATALI KEK***
Hayırlı cumalar dilerim cümle dostlara.Rabbim bizleri rızasına uygun hayat süren kullarından etsin(amin)
Bizim evde kek,pasta davası hiç bitmez.Öğlenden yaptığım kekler,ertesi güne kalırsa acayip şaşılası bir durum var demektir.Ya tadını beğenmemişlerdir,yada hastadırlar:)Aklıma ne gelirse,evde o an ne varsa içine atarım keklerin.Her türlü meyve her baharat kendini ister istemez keklerin içinde bulur.Çocuklardan biri kahveyi çok sevdiği için arada kahveli yaparım kekleri.Tabi kahvenin içine çikolata çok güzel gider onuda ihmal etmem.Gerçi benim kekin içinde bu kez fazla gözükmedi ama olsun varsın lezzeti yerindeydi:))Beş çayında,bir dost sohbeti eşliğinde
baklavadan güzel olur…
MALZEMELER
3 yumurta
1 su bardağı şeker
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı su
1 tatlı kaşığı kahve
50 gr.kırık veya damla çikolata
1 paket k.tozu,vanilya
2.5-3 su bardağı kadar un
YAPILIŞI
*Un hariç bütün malzemeleri homojen bir kıvam elde edene kadar çırpın.
*Ununuda katıp en az 3-4 dakika yeniden çırpın.
*Unlanıp yağlanmış kek kalıbına döküp 175 derecelik fırında yaklaşık 40 dakika pişirin…
NOT:Tıpkı şeftalili kekte olduğu gibi bütün malzemeleri beraber çırpıyoruz…..
11.03.09
***NOHUT MAYASI YAPIMI VE NOHUT MAYALI EKMEK***
“Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz, helal olanlarından yiyin; eğer sadece O’na kulluk ediyorsanız, Allah’a şükredin. O’na karşı diliniz, bedeniniz ve malınızla, kulluk borcunuz olan şükrü yerine getirin.” (Bakara 172)
Yukardaki ayeti ne zaman okusam veya dinlesem beni derin düşüncelere sevkeder.Her şeyin sahteleştiği,içtiğimiz sudan,yediğimiz ekmeğe kadar hilenin kol gezdiği bir zamanda yaşıyoruz.Doğal olan,katıksız işlenmemiş yiyeceklere her zamankinden çok ihtiyacımız var.Çeşit çok fakat güvenebileceğimiz gıdalar çok az.Sadece ekmeğin içindeki katkı maddelerini buradan okuyabilirsiniz.Boğazımızdan geçen gıdaların maneviyatımızı çok etkilediğini düşünüyorum.Bu yüzden elimden geldiğince hemen herşeyi evimde yapmaya çalışıyorum…
Bu ekmek işinede ne zaman merak sardım hatırlamıyorum.Evde pişerken kokusu iliklerinize kadar işleyen ekmeğin yaşattığı mutluluk bambaşkadır…..
Bu aralar evde yapılan doğal mayalarla ilgili sıkı bir çalışma içindeyim.Daha evvel bunu hiç denememiştim.İlk olarak sizinle “tatlı maya” olarakta bilinen nohut mayasını elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım.Nohut mayası daha çok ege bölgesinde özellikle benimde çocukluğumun geçtiği İzmir’de kullanılıyormuş.Anneciğimlede ettiğim istişareler sonucu edindiğim bilgi ve tecrübeler sonucu yaklaşık 30 saat süren maya ve ekmek serüvenim oldu.Çok zor olduğu için değil sadece zaman aldığı için bu kadar uzadı.Hadi başlayalım;
Öncelikle bir avuç nohutu(eski nohut olması daha makbulmüş)demir havanda veya benim yaptığım gibi sert bir yerin üzerinde taş yardımıyla kırın.Bir kaç parçaya ayrılması yeterli

Kırdığınız nohutları kapaklı bir kavanoza koyun.İçine 1-1.5 yemek kaşığı kadar un bir fiske tuz ve üzerini iki parmak geçene kadar sıcak su koyun.Su kaynar olmayacak annemin deyişiyle “eli ısıracak kadar”. kapağını kapatın.Kenarlarını sıkıca kapatıp üzerini örtün(Ben atkı kullandım)Kuytu bir yere koyun.Ben bu işlemi öğlen saatlerinde yaptım.Akşam 23 sıralarında kavanozu açıp içine bir çay bardağı kaynar su koyun ki sıcaklığını muhafaza etsin.Üzerini tekrar örtüp sabaha kadar bekletin.
Sabah kalkıp kavanoza baktığınız zaman görüntü en azından böyle olmalıdır.mayadan kötü bir koku alacaksınız sakın telaşlanmayın.Ekmek piştiği zaman kokudan eser kalmayacak.
Hamur yoğurma kabına 3-4 bardak tam buğday ununu alıp içine kavanozdaki mayayı bir süzgeç yardımıyla süzün.
Bu ayarda yada biraz daha cıvıkta olabilir bir ön hamur yoğurun.Üzerini sıkıca örtüp mayalanmaya bırakın.Bir kaç saat sonra üzeri delik delik olmuşsa mayalanmış demektir.Bu ön hamurdan bir bardak kadar ayırarak daha sonra yapacağınız ekmeğe maya olarak kullanabilirsiniz.Üzerine tekrar yeteri kadar su ve un koyarak poğaça hamurundan biraz daha yumuşak bir hamur elde edin.
Ve tekrar üstünü örtüp mayalanmaya bırakın.
Mayalanan bir hamur,çektiğiniz zaman bu şekilde tel tel görünmelidir.
Hamuru tekrar yoğurup,uygun tepsilere en fazla yarıya gelecek kadar yerleştirin.ben ekmeğin kabuk tarafını daha çok sediğim için büyük tepsiye gayet ince hamur koydum. Üzerine biraz kepek ve un serpiştirdim.Ya fırının içinde yada üzerini strech filmle kapatarak iki katına gelene kadar kadar bekletin.200 derecelik fırında üzeri kızarana kadar pişirin.Üzeri kızardıktan sonra fırının derecesini 170 e düşürünki içini iyice çeksin.
Ve nihayet ekmeklerimiz pişti.Bu benim için ne büyük bir mutluluktu anlatamam.Rabbime şükürler olsun ki başardıııııııım….
11.02.09
***TAVUKLU KEŞKEK***
Keşkek hemen her yöremizde yapılan yaygın bir yemektir.Esası boyun eti ile yapılır.Fakat ben bu kez tavukla yaptım. İlerki zamanlarda boyun etiyle yapılanı anlatırım inşaallah.Tadına doyulmaz bir lezzeti var.Az bir malzemeyle tam bir ziyafet yemeği oluyor.eğer keşkeği gözünüzde büyütüyorsanız size derim ki; yaptığım en kolay yemeklerden biri keşkektir.Deneyin göreceksiniz….
MALZEMELER
Normal bir kase dövme(dövülmüş buğday)
2 adet göğüslü but
tereyağı
kırmızı biber tuz
YAPILIŞI
Akşamdan iyice yıkayıp,ıslağa koyduğunuz dövmeyi ertesi gün üzerineiki parmak çıkacak kadar su koyup tavukla beraber en az bir saat pişirin.Eğer dövme geç açılan cinstense,tavuktan önce yarım saat pişirin.Hem tavuk etinin,hemde dövmenin çok iyi pişip dağılacak duruma gelmiş olması lazım.Ocaktan aldığınız dövmenin içindeki tavukları kemiklerinden ayırıp tekrar dövmenin içine atın.Bir tahta kaşık yardımıyla macun kıvamına gelene kadar vura vura karıştırın.istediğimiz kıvama gelince yayvan bir tabağa alıp üzerine kızdırılmış tereyağı ve kırmızı biberi gezdirip servis yapın.
11.01.09
***NOHUTLU DÜĞÜN ÇORBASI***
Hayırlı mutlu bir pazar günü dilerim hepinize.Uzun zamandır hemen hergün sizinle bir tarif paylaşmama rağmen içinde hiç çorba tarifi olmadığını farkettim.Katı yiye yiye boğamıza durmasın değil mi:))
Dün buralar oldukça yağmurlu ve serindi.Böyle bir havada elbette çorbasız olmaz diye düşündüm.Bunun için düğün çorbası biçilmiş kaftandı.Oktay usta‘nın tarifinden faydalanmış olmama rağmen küçük değişiklikler yapmayıda ihmal etmedim, içine nohut attım,yoğurt miktarını bir kaşık daha artırdım hepsi bu kadar.Çok beğenerek yediğimiz bir çorba oldu.Kalan bir kaseyi akşamın 10′unda ikizlerimin boğazına düşkün olanı ısıtıp yedi
Diğerleride isteyecek diye ödüm koptu:)
MALZEMELER
250 gr.kuzu eti (yoksa dana etide olur)
7-8 bardak su (et suyuyla beraber)
2 yemek kaşığı un
4 yemek kaşığı yoğurt
1 yumurta
Yarım limon suyu
Nane, pulbiber, Tereyağ
YAPILIŞI
* Etleri haşlayıp didikleyin
* Haşlanmaya devam ederken diğer tarafta terbiyesini hazırlayın.
* Bunun için yoğurt, yumurta, un ve limonu iyice çırpın.
* İçine tenceredeki sudan bir kepçe katıp karıştırın, (çorbanın kesilmemesi için). Yavaş yavaş terbiyeyi çorbaya ilave edin
* Bir taşım kaynatıp Ocaktan alın.
* Naneli ve Biberli tereyağını çorbanın üzerine gezdirin.

10.31.09
***KIZARMIŞ PATATES SALATASI***
Antep’te kız mesleğe gittiğim yıllardı.Öğlen aralarında okulun yanında patates dürümü yapıp satan bir amcadan patates dürümlerimizi alır,iştahla yerdik.Damağımda kalan nadir lezzetlerden biridir patates dürümü.Kızarmış patates,soğan,domates ve maydanozdan oluşan bu dürümü yıllardır ailemede yaparım….
Her zaman malzemeleri ayrı kaplarda getirir öyle dürüm yapardım.Geçen gün malzemeleri birleştirerek,salata yapmak geldi aklıma.Tat olarak fark yok, fakat bu şekilde tek başına salata olarakta tüketilebilir.Gerçekten çok lezzetli oluyor.Az bir malzemeyle yapılabilecek güzel bir sunum ortaya çıkıyor….
MALZEMELER
2 adet orta boy patates
1 adet domates
1 adet soğan
yarım bağ maydanoz
Ben ayrıyeten 2 adet acı biberde kızartıp ilave ettim
YAPILIŞI
Patatesleri küp küp doğrayıp kızartın.Soğanları söğüş doğrayıp,tuzla ovup yıkayın.Domatesi ve maydanozuda doğrayıp,malzemelerin hepsini karıştırın.İster dürüm yaparak,ister salata olarak servis edin.
10.29.09
***PAZILI,İKİ RENKLİ YEŞİL EKMEK***

Son günlerde sizi pazıdan bıktırdım mı bilmem ama evdekiler isyan bayraklarını çektiler.İkizlerim yemekten önce “anne yine mi pazılı birşey yaptın? Eğer pazılıysa ben yemem” demeye başladılar
. Hatta pazı yemekten renklerinin yeşile döneceğini bile iddia ediyorlar …. Aslında pazıyla yaptığım herşeyi istekle yediler ama, babamızın kışkırtan şakaları onları biraz gaza getirdi diye düşünüyorum …..
Sanırım bende biraz abarttım.Deli kızın çeyizi gibi durmadan aynı şey olmaz değilmi? Fakat gürbüz yaprakları ve yemyeşil rengiyle beni nasıl cezbediyor anlatamam ….
Arşivimde hala pazılı tariflerim olsada diğerlerini başka zamanlara bırakıyorum ….
Pazılı ekmek tamamen doğaçlama oldu.Daha önce hiç yapılmamış.Yiyeceklerin renklerine ve şekillerine önem veririm.Renkli kurabiyeler,kekler her zaman ilgimi çekmiştir …. Ekmekte neden,olmasın diye düşündüm ama gerçekten çok güzel oldu.Pazı tadı pek gelmiyordu tam bir kahvaltılık ekmekti…. 
MALZEMELER–Yeşil hamur için
3 bardak tam buğday unu (veya 2 avuç kepek)
1 tatlı kaşığı maya
3-4 yaprak Pazı (az suyla rondodan çekin
Tuz Aldığı kadar su
BEYAZ HAMUR
Aynı malzemeler kullanılacak sedece pazı yok
NASIL YAPTIM;
Her iki hamuruda ayrı ayrı ele yapışacak kıvamda yoğurdum.Bir saat kadar mayalandırdım.Önce birini unlayarak hafif açtım.Diğerinide onu üzerine koyup rulo yaptım.hamur yumuşak olduğu için fazla düzgün bir rulo olmuyor.Kenar kısımlarını içe doğru düzeltip unlanmış tepsiye aldım.Orada da yarım saat kadar dinlendirip, 200 derecelik fırında 1 saat kadar pişirdim.Soğumadanda kesmeyin, hamur olmasın.Afiyet olsun …


10.28.09
***YUMURTALI PEZİK KAVURMASI***
“Pancar pezik değilmi?
Ciğer ezik değil mi?…”diye başlayan türkünün dizeleri beni taa çocukluğuma götürür.O zamanlar bu türküyü duyduğumda “pezik”ne demek bilmezdim.Yıllar sonra peziğin ,pazının sapları olduğunu öğrendim.Zaten pazıda bildiğim kadarıyla şeker pancarının yaprakları oluyor….
Bu peziklerin kavurması çok lezzetliydi.Bunu ıspanak saplarıylada yapıyordum ama böylede bir farklılık oldu.Yapılışını hepiniz biliyorsunuz belki ama ben yinede kısaca anlatayım.Ha bu arada ;lütfen hiç bir tarifinizi hafife alıpta yayınlamamazlık etmeyin.Benim son birkaç haftadır en çok bakılan tarifim kıymalı karnabahar yemeği .Bende bu yemeği yayınlamadan önce tereddüt etmiştim.Şimdilerde en üst sırada görünce şaşırıyorum doğrusu…
Pancarın saplarını haşlayın,küçük küçük doğrayın.
Bol soğan(ben 3 tane kullandım)doğrayıp kavurun.
Tuzunu,karabiberini atıp karıştırın.
Üzerine kişi sayısına göre yumurtasını kırıp biraz pişirin.İşte hepsi bu kadar..
10.26.09
***PAZI SARMASI***
Geçen hafta bizim için bol pazılı bir hafta oldu.Burada güzel ıspanak bulamayınca,gürbüzlüğü ve rengiyle cezbeden bu mübarek sebzeyi almaya mecbur kaldım….
Zaten ıspanakgillerden olan bu bitkinin tadı ıspanağı andırsada,bize ıspanaktan daha güzel geldi.Bol A ve C vitamini içermesi,öksürüğede iyi gelmesi,ondan vazgeçmemem için iyi bir gerekçe oldu….
Pazı ile onlarca çeşit tarif uygulanabilir.ben bu hafta sadece belli başlı bir kaç tarifi sizlerle paylaşacağım.İlerki zamanlardada fırsat buldukça yayınlamaya çalışırım inşallah.Bugün meşhur pazı sarması ile başlayalım istedim.Bakalım ben nasıl yapmışım;
MALZEMELER
Yarım kg.pazı
250 gr.kıyma
Bir orta boy pirinç
Bir yemek kaşığı salça
2 adet soğan
Maydanoz
Karabiber,tuz,zeytinyağı
YAPILIŞI
*Pazıları yıkayın ve kaynar olmayan suda 2-3 dakika bekletin.Fazla tutarsanız saramazsınız
*İçini hazırlayın
*Pazıların ortadaki en kalın yerleri kesip çıkartın.Uygun büyüklükte ayarlayıp sarmaya hazır hale getirin.
*Pazıları sarıp bir tencereye dizin.Üzerine tereyağıyla beraber erittiğiniz salçayı gezdirip 2 su bardağı kadar su koyup pişmeye bırakın.
*15 dakika kadar pişirin
***ELMALI İRMİK HELVASI***
Hayırlı sağlıklı,bereketli bir hafta dilerim hepinize.Rabbim Rızasına uygun geçireceğimiz bir hafta nasib eylesin.
Bir tarifi yayınlamadan önce google‘da aratırım aynısı yapılmış mı diye.Eğer aynısı yoksa benim tarifim diyebilirim.Çünkü bir çok yaptığım yemek veya tatlı için kendim tarif üretmeyi seviyorum.Bilinenleri bile değiştirmek hoşuma gidiyor.Elmalı irmik helvasıda bunlardan biri,tamamen özgün bir tarif.İçinde elma olduğu çok fazla anlaşılmıyordu ama daha sağlıklı olduğu kesindi…
Yarından itibaren pazı ile neler yapabiliriz,bunları paylaşacağım inşaallah.Ot sevmem diyenler bu hafta sayfama teşrif etmesinler![]()




MALZEMELER
1 su bardağı irmik
1 su bardağı şeker
2 su bardağı süt
2 adet elma
100 gr.tereyağı veya margarin
1 çay bardağı kadar ceviz,1 tatlı kaşığı tarçın
YAPILIŞI
Şeker ve rendelenmiş elmayı karamelize olana kadar pişirin.Ayrı bir tavada ceviz ve irmiği yağla beraber altın sarısı olana kadar kavurun.Sütü ve pişirdiğiniz elmayı da irmiğin içine katıp tekrar pişirmeye bırakın.irmik sütünü çekince altını kapatıp,yarım saat kadar dinlendirin.Kaselere koyarak servis yapın.
10.24.09
***BEYPAZARI KURUSU***
Yöresel lezzetlere,farklı tatlara ayrı bir merakım vardır.Trt 2 de çıkan kültürel belgeselleri izlemeye doyamam.Geçenlerde otantik türk ekmekleri adlı bir belgesel vardı.Anadolunun her yöresine ait ekmekleri tanıtan çok güzel bir belgeseldi.Beypazarı kurusuda orada izleyince yeniden aklıma düştü.Ankara’da iken çayın yanına mutlaka alırdık.Zaten başka yerde orjinalini bulmak çok zor.Özellikle tereyağı,mahlep ve süt orjinal lezzeti tutturmak için gerekli.
Ben kalkayım artık.Malum haftasonu ,ütü
çamaşır iş çok .Rabbim hepimize kolaylıklar versin.
Bu tarifimi PDÇSE’nin 46.sını düzenleyen Nur arkadaşımıza gönderiyorum.
Malzemeler
2 su bardağı süt
100 gr.tereyağı
1 çay bardağı sıvıyağ
Yarım çay kaşığı mahlep
Yarım çay kaşığı tarçın
1 yemek kaşığı kuru maya
1 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
aldığı kadar un
YAPILIŞI
*Malzemelerle yumuşak bir hamur yoğurun.
*İki saat kadar bekletip mayalandırın.Hamuru iki parçaya bölüp,her bir parçayı,elinizle yuvarlayarak uzatın.verev olarak dilimleyin.
*Kurunun pişmesi iki aşamadan oluşuyor.Önce fırına atıp normal pişene kadar tutun.
*Sonra fırından çıkarıp soğumasını bekleyin.Soğuduktan sonra 125-150 derece arasında kuruyana kadar fırında bekletin.Fakat bu aşamada çok fazla kızarmayacak,bu işlemi sadece kurusun diye yapıyoruz.
*Kurular soğuduktan sonra hava almıyacak bir yerde en az bir ay tazeliğini muhafaza eder.
10.23.09
***SEBZELİ OMLET***
Hepinize hayırlı cumalar dilerim dostlar.Domuz gribi geldi, geliyor derken nihayet nurtopu gibi bir hastalığımız daha oldu.Burnumuzun dibine kadar geldi dayandı.Acıları,hastalıkları seven bir milletizdir.İlaç yutmak,hasta takılmak özel zevklerimiz arasında yer alır.Zaten şükür(!) hepimizin de bir hastalığı mutlaka vardır.Hele birine şu hastalığım var deyin;mutlaka o sizden daha hastadır
Şu domuz gribi aşısını ise şahsen ben vurdurmak istemiyorum ve çocuklara da inşaallah vurdurmayacağım.Burada ki yazıyı mutlaka okuyun,bana hak vereceksiniz.Neyse bu konuyu fazlaca uzatmaya niyetim yok.Boşverin gribi falan,kalkın bol sebzeli bir omlet hazırlayın.
Çocuklarla beraber sıkı bir kahvaltı yapın.Önce ben nasıl yaptığımı anlatayım;
MALZEMELER
6 yumurta
1 çay bardağı beyaz peynir
1 adet sert domates
2 adet biber
7-8 dal maydanoz
Karabiber
1 yemek kaşığı un
Yarım çay kaşığı k.tozu
YAPILIŞI
*Sebzeler doğranır,kalan malzemeler de ilave edilerek karışana kadar hafifçe çırpılır.
*Yağlanmış teflon tavaya dökülür,ağzı kapatılır
*Kısık ateşte altı kızarana kadar bekletilir
*Altı kızardıktan sonra bir kapak yada tepsi yardımı ile ters çevrilir.
*Diğer tarafıda kızarınca ocaktan alınır,servis yapılır
10.22.09
***KEPEKLİ TAVA EKMEĞİ***
Bu ekmeği yapalı neredeyse 15-20 gün oldu.Ama hergün bir sürü resim arasından hangisini koyacağıma karar veremediğim için bu zavallı ekmekler hep sona kaldı.kepekli unu bulmak oldukça zorlaştı.bu yüzden bende yakınımızda ki bir fırına gidip kepek istedim.Bir poşet doldurdu verdiler.Israrlarıma rağmen para bile almadılar.Ama bana,”delimidir nedir?” der gibi bakmalarıda gözümden kaçmadı
Evet sanırım biraz deliyim ve bu yanımı da seviyorum.Aslında doğal olan herşeyi çok seviyorum.Vücudumuz doğal, işlenmemiş gıdalara göre programlanmış.Bu yüzden ben kabuklu yenebilecek hemen hiç bir şeyin kabuğunu soymamaya çalışıyorum.Buğdayda eğer kepeği alınmamışsa daha lezzetli oluyor.Ben kurabiyelere,keklerede bu kepekten kullanıyorum.Lafı çok uzattım ekmeğe geçelim;
MALZEMELER
500 gr.un
1 çay bardağı kadar kepek
Yarım çay kaşığı mahlep
tuz,su
1 yemek kaşığı kuru maya (yaş da olabilir)
YAPILIŞI
*Malzemelerle çok yumuşak bir hamur yoğurun.(biraz elinize yapışacak).
*Mayalanana kadar bekleyin.
*Mayalandıktan sonra,büyükçe bir parça alıp,unlayarak merdaneyle tavanızın büyüklüğüne göre açın.
*Kızgın tavada pişirin.
10.21.09
***PİRİNÇ LOKUMU***
Uzun zaman önce Sofra dergisinde,pirinçle yapılan bir lokum tarifi görmüştüm.Fakat nasıl yapıldığı,içine tam olarak ne konulduğunu bilmemekle beraber,kafamda yer etmiş.Her zaman olduğu gibi yine ailemi kobay olarak kullandım:))Tamamen uyduruk yaptığım bu tarif bizim evin favorisi oldu….
MALZEMELER
1 su bardağı pirinç
4 su bardağı süt
1 su bardağı su
2 çay bardağı şeker
2 yemek kaşığı nişasta
3 yemek kaşığı hindistan cevizi
bir fiske tuz
YAPILIŞI
*Pirinci yıkayıp üzerini kapatacak kadar sıcak su koyun.Bir saat bekletin
*Bir tencereye su ve sütü alıp içine pirinci dökün,kaynamaya başlayınca altını kısın.
*Pirinçler açılıp kıvamı koyulaşınca içine şekeri,hind.cevizini,ve çok az suyla açtığınız nişastayı ilave edin ve birkaç dakika daha pişirmeye devam edin.
*Ocaktan alınca içine yağını katıp eriyene kadar karıştırın.
*Dibini ıslattığınız yayvan bir kaba döküp kaşıkla düzeltin.
*Bir gece dolapta bekletin
*Ertesi gün tatlıyı lokum büyüklüğünde dilimlere kesip,bolca hind.cevizine bulayın.lokumlar hazır.
Cahide’nin notu:Cinsine göre pirinçler su çekmede farklılık gösterebilir.Tepsiye döktüğümüz zaman cıvık bir kıvam değil bayağı katı bir kıvamı olmalı.Her şeye rağmen dilimlerken bıçağa yapışıyorsa her dilimden önce bıçağı soğuk suya batırın.Ha birde sevgipınarı hatırlatınca aklıma geldi.ben içine yağ koymadım.Eğer isterseniz bir kaşık kadar koyabilirsiniz.
10.20.09
***EKŞİLİ PATLICANLI KÖFTE(Malatya)***
İki köfte tarifini arka arka koyduğumu resmi ekledikten sonra farkettim.Fakat vazgeçmek istemedim.Patlıcanlı köfte Malatya’da sıkça yapılan bir yemek .benimde yazın vazgeçemediğim yemeklerden biri.Reyhan bu yemeğin olmazsa olmazlarından.Çok yakışıyor ve lezzetine lezzet katıyor.Yanına çorba,pilav gerektirmeyen,başlı başına bir ana yemek .Bir bardak ayran ve bir baş kuru soğanla beraber,kaymaklı kadayıf olur:))
MALZEMELER(köftesi için)
2 su bardağı köftelik bulgur (simit)
1 su bardağı su (ıslatmak için)
1 yumurta
3 yemek kaşığı un
1,5 su bardağı su(yoğururken içine katılacak)
Tuz
—-
3 adet orta boy patlıcan
2 domates
1 büyük soğan
3 adet biber
Bolca reyhan
1 kaşık salça
YAPILIŞI
*Bulguru bir bardak ılık su ile ıslatın(soğuk suda olabilir,ama sıcak su olmaz)
*Bir saat kadar bekletip içine ununu koyun,harmanlayın.
*Tuzunu atıp suyu yavaş yavaş dökerek yoğurmaya başlayın.
*Rahat şekil verilebilecek kıvama gelene kadar yoğurun.
*Bilye büyüklüğünde köfteler hazırlayın.Önceden küçük doğrayıp tuzladığınız patlıcanları,yıkayıp kurulayın.kızgın yağda kızartın.
*Bir tencereye soğan ve biberi doğrayıp sarartın.İçine 2 büyük domatesi doğrayıp ilave edin.4-5 bardak su katın
*Kaynamaya başlayınca,patlıcanları,5 dakika sonrada köfteleri atın.
köfteler pişince yemeğimiz servise hazır..
Cahide’nin notu:Tuz köftelerinizin dağılmamasında büyük rol oynar.hem içine,hemde suyuna kattığımız yeteri kadar tuz,köfteleri sıkılaştırır.
10.19.09
***KIZARTILMIŞ İÇLİ KÖFTE(Antep)***
Yeni bir Kızıltepe sabahına daha uyandım.Öyle hızlı değişimler yaşıyorum ki hayatımda,sanki her gün farklı bir yerdeyim gibi.Laf aramızda ben bu düzene bir hayli alıştım:))Evliliğim boyunca hiç bir yerde 3 yıldan fazla kalmadım.Tanıştığım insanların sayısı belli değil.Benim gibi yerinde duramayan biri için bunlar elbetteki sıkıcı değil.Gittiğim her yörede tanıştığım insanlardan bir şeyler öğrendim.Benim için tanıştığım her insan biraz öğrenci, birazda öğretmendir.Bazen alır bazen veririm.Böylece yaşamım büyük bir alışverişe döner.
Kızartılmış içli köfteyi ilk kez Antep’te öğrendim.Her zaman malzemeleri göz kararı ayarlardım.Hususi sizler için tek tek ölçerek yaptım. Tam olarak uygularsanız inşaallah hiç bir sorun çıkmaz.
KÖFTE HAMURU İÇİN:
4 su bardağı köftelik bulgur (simit)
2 su bardağı su (ıslatmak için)
2 tane haşlanmış patates
7 yemek kaşığı un
1 yumurta
Tuz
İÇ MALZEMESİ:
250 gr yağlı kıyma
7-8 adet iri soğan
Baharat,maydanoz
YAPILIŞI
•Bulguru ılık su ile ıslatın
•Bir saat bekletin ve ununu katın
•Unuyla harmanlayıp,ezilmiş patatesi ve yumurtayı koyup iyice yoğurun.Yoğururken elinizi ıslatın.rahat açılabilecek kıvama gelinceye kadar yoğurmaya devam edin.
•Yumurta büyüklüğünde parçalar alıp,elinizde yuvarlayın.Ortasına parmağınızla bir çukur açıp,avucunuzun içinde döndere döndere inceltebildiğiniz kadar açın.
•Önceden hazırladığınız içten bir tatlı kaşığı kadar koyup,ağzını içe doğru büzerek kapatın,elinizle düzeltin.
•Kızdırılmış bol yağda her iki yanınıda iyice kızartın.Afiyet olsun
Cahide’nin notu:Patatesi hamurun daha yumuşak olması ve daha kolay şekil alması için kullanıyoruz.
10.16.09
DİZİLER BİZE NEYİ DAYATIR?
Henüz çok küçüktüm,köle isaura adlı diziyi annemler seyrettiği için merak eder,her hafta seyredeceğim der,ama uykuma yenik düşer bir türlü seyredemezdim.İyi ki seyretmemişim diyorum şimdilerde.Bir çoğunun adını bilmem ama Yaban gülü,yalan rüzgarı gibi dizileri hatırlıyorum.O zamanlar pembe dizi denirdi. Aslında hepsi kapkara idi…
Zamanla çok şey değişti.Artık memleketimin zeki(!)senaristleri brezilya dizilerine taş çıkartan senaryolar yazıyorlar.Çoğumuzun okuduğu sadece ikiyüz üçyüz sayfalık olan romanlardan iki yıl boyunca devam eden diziler çekebiliyorlar.Hemen her yeniliğe açık olan biz,büyük bir iştahla bu dizileri seyrediyoruz.
Peki haftada en az iki üç dizi seyreden bizler,bu dizilerin hayatımızda ne türlü değişiklikler yaptığını hiç düşündük mü?Yada bu dizilerin bize ve toplumumuza neler dayattığını?
Bakın vazgeçemediğimiz,beğenerek seyrettiğimiz diziler bize neyi anlatır,neleri dayatır;
Göz alıcı ve debdebeli yaşamlarla ,bizim yaşantımızın basit ve sıradanlığını anlatır,lüks ve erişilmesi zor yaşam biçimlerini dayatır…
Her gün,her vakit değişen kıyafetleriyle,bizim giyim tarzımızın gülünçlüğünü,sık sık aynı kıyafeti giymenin ayıplığını anlatır,aksesuarından çorabına kadar en marka ve en pahalı kıyafetleri bize dayatır….
Alabildiğine şuh,neredeyse vücutlarının çoğunu açıkta bırakan kıyafetleriyle;giysilerimizin,köylü vari ve utanılacak giysiler olduğunu anlatır,bize sözüm ona en modern(!),en çağdaş(!) en dekolteli kıyafetleri ,yani çıplaklığı dayatır….
Sınır bilmez,kural tanımaz tavırlarıyla;sakin,mutedil bir hayatın sıkıcılığını anlatır,dünyada rahatsız olduğumuz,sevmediğimiz ne varsa çekinmeden müdahele edebilecek,tek başına her şeye karşı koyabilecek fütursuz tavırları dayatır….
Kusursuz(!) fizikleri ve sahte güzellikleriyle;ne kadar çirkin ve beğenilmez olduğumuzu anlatır,gereksiz estetik ameliyatlarını,her yaşta ve durumda incecik olmamız gerektiğini dayatır….
Sık sık değişen aşk hayatları ile;bir çiçekle bahar gelmeyeceğini(!),evliliğin de aşkı bitirdiğini anlatır ve boşanmanın hiç de zor olmadığını, bunun düşünmeden yapılabileceğini dayatır…
Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunun 2003 yılında yaptığı araştırmaya göre, son 10 yılda boşanmada artış oranı yüzde 80,7. Geçen altı yıl sonunda bu rakamın daha da arttığı bir gerçek.
Toplumumuzun en önemli dayanaklarının başında yer alan aile kurumu,önü alınamaz bir hızla darbe alıyor.Çok masum görünen,sadece bir dizi deyip geçtiğimiz bu kirli senaryolar,hayatımızın her alanına sinsice müdahele ediyor.Bu dizilerin senaryo olduğunu bildiğimiz halde,dizilerle ağlıyor dizilerle gülüyoruz. Çünkü beyin yalan bilmez,gördüğü herşeyi gerçek gibi kabul edermiş.Öylesine seyrettiğimiz bu diziler önceleri “Aaaa olur mu öyle şey?”dediklerimizi,sonraları;”Olabilir neden olmasın”söylemlerine dönüştürüyor.Markette dinlediğimiz bir müzik bile alışveriş oranımızı artırabiliyorsa,bu dizilerin hayatımızda yaptığı tahribatlar kaçınılmaz.
Küçük yaştaki çocukların bile çıkmaktan,flörtten bahsediyor olması,yine bu çocuklar arasında yaşanan şaşkınlık veren utanç tabloları,sıkça yapılan DNA testleri,babası baba olmayan,anneside zaten hiç anne olamamış zavallı çocuklar,çarpık ilişkiler,intiharlar vs. çöküntünün ne boyutlarda olduğunun açık bir kanıtı.
Bundan çok değil 8-10 yıl evvel ped reklamları çıkınca nasıl kanal değiştireceğimizi şaşıran utancımızdan yüzü kızaran bizler;şimdilerde dallas dizisine rahmet okutacak kadar sapık dizileri ailecek çekinmeden izliyebiliyoruz.Önceleri etek boyu biraz kısa olan birini gördü mü,şaşırarak bakan insanımız artık pavyon kıyafetlerini aratmayan garip bez parçalarıyla rahatça dışarıda dolaşabiliyor.
Dizilerle yatıp,dizilerle kalkıyoruz.Dizilerle bir hizaya diziliyoruz.Dizilerin bize sunduğu hayatları yaşamaya çalışıyor,kendimizi dizilerin kalıplarına sokuyoruz.Oradaki güzel ve yakışıklı oyuncular gibi eşler istiyoruz.Küçük şeylerle mutlu olmak artık çok uzak,iç güzelliği,gönül zenginliği koca bir yalan.Narsist,egoist,ukala,aymaz ve utanmaz bir tarzı benimsedik.Başkasının nasıl ve niceliği umurumuzda bile değil….
Hepimiz bilelim ki;bu gidişin sonu hayır değil.Bizleri uyutan,hissizleştiren,bilinçsizleştiren öyle bir güruh var ki;onlar asla uyumuyor ve çok bilinçli hareket ediyorlar.Sahip olduğumuz bütün değerler elimizden teker teker gidiyor.Bizler sel suyuna kapılmış kuru kütükler gibi kendimizi akıntıya bırakırsak korkarım ki bir daha geri dönüşümüz olmayacak.
“O hanginizin daha güzel işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır…”(Mülk suresi 2.ayet)Buyuran Rabbimize tertemiz ve dosdoğru yaşanmış hayatlar sunmalıyız.İzzetli yaşamak da,zelil olmakta bizim elimizde.Allah bizleri doğru yolundan ayırmasın.(amin)
Cahide Sultan
10.15.09
MİM’LİK SORULAR
Bloga verdiğim uzun aradan sonra sobeleri,mimleri unutmuştum ve ne yalan söyleyeyim aslında pekte aram yoktu ama arkadaşımız cafemis beni sobelemiş sağolsun.Onu kırmak istemedim,kısaca sorularını cevapladım.
Sual 1:
En sevdiğiniz 3 çiçek ismi?
El cevap:Karanfil,nergiz ve gül
Sual 2:
Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayaliniz?
El cevap:
1-Çocuklarımın imanlı, ahlaklı,şahsiyetli insanlar olmaları en büyük hayalim.
2-Düzgün ve imanlı bir hayat sürüp,o minval üzere asıl yurduma gitmek
3-En az bir kaç yetim çocuğun bakımını ve eğitimini üstlenebilmek
Sual-3:
En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz 3 huyunuz?
El cevap:
Dakiklik,fedakarlık ve tanıdıklarımın söylediği gibi güler yüzlü ve tatlı dilli olmam sevdiğim özelliklerim ve gülümseyemeyen asık suratları hala anlayabilmiş değilim.
Acelecilik ve bazen bununla beraber gelen sakarlık,sulu gözlü olmak,ve hayır diyememek de en sevmediğim özelliklerim
Sual-4:
Bu benim bu güne kadar olan en kara günümdü,dünya başıma yıkıldı ve bir daha ayağa kalkamam diye düşündügünüz olay?
El cevap:
İnanın böyle bir günüm yok.Dünyalık hiç bir mutluluğun uzun sürmediği gibi,acılar hüzünler de gelip geçici.Allah kötü gün yaşatmasın.Bom boş yaşanmış bir hayatın ardından gelen bir ölüm “eyvah yandım!” dediğimiz gün olur.Yaşadığımız müddetçe çok fırsatımız var ve bu büyük bir nimet bizim için….
10.14.09
***ERİK MARMELATI KONSERVESİ***
Kış hazırlıklarına son hız devam ediyoruz.Kış gelince sanki kıtlık geliyor gibi hazırlıklar yapıyoruz.Dondurucular,kilerler hınca hınç…Allah affetsin sayısız nimetler karşısında ne kadar az şükrediyoruz.Elimizdeki bu türlü nimetleri paylaşmayıda bilirsek,bir nebzede olsa hakkını verebiliriz sanırım.
Yine kaynatmadan yaptığım konservelerden olan erik marmelatı konservesi.Bilirsiniz marmelatı saklamak oldukça zordur.İyice suyunu çektirmelisiniz ki bozulmasın.suyunu çektirmekte ayrı bir derttir çünkü kolayca dip tutar.Fakat bu şekilde sakladığınız zaman böyle bir derdiniz olmayacak.Yine kendi ölçülerimle veriyorum tarifi;



Malzemeler
2.5 kg.mürdüm eriği
2 su bardağı şeker
2 su bardağı su
Yapılışı
*Erikleri yıkayıp çekirdeklerini çıkarın,bir tencereye alın
*üzerine 2 su bardağı suyu ilave edip yumuşayıp dağılana kadar pişirin
*El blendırı veya robottan geçirin.
*Şekerinide ilave edip,biraz daha pişirin.Çokta sulu olmasın ki fazla yer kaplamasın.
*Halâ kaynıyorken,kavanozlara koyup ağzını sıkıca kapatın.Soğuyana kadar yerinden kımıldatmayın.
10.13.09
***ŞEFTALİLİ KEK***
Bizim evde kek dedinmi akan sular durur.Her türlü meyve ve baharatla yaparım kekleri.Bu konuda mütevazılığı bir kenara bırakıp kek uzmanıyım demekten de kendimi alamam:))Bir başka deyişle kekin şifresini çözdüm:))Daha önce yaptığım keklerden birinde keke koyacağım yoğurdu,henüz çırpmadığım yumurtaların üzerine döküverdim.Bu nasıl olacaktı?Çünkü ben her zaman yumurta ve şekeri önce iyice çırpardım.Başka çarem yoktu,devam etmeliydim.Bütün malzemeyi içine katıp,uzun bir müddet çırptım.Sonuç mükemmeldi.Tıpkı hazır kek formunda olmuştu.O günden beri çoğu keki bu şekilde yapıyorum.Acaba sorularını kafanızdan atmak için ayrıntılı resimledim.Nasıl yapmışım hadi beraber bakalım;



MALZEMELER
3 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı şeftali püresi
1 çay bardağı sıvıyağ
2 su bardağı un
yarım çay bardağı su
1 paket vanilya
1 buçuk paket kabartma tozu
YAPILIŞI
*Un hariç bütün malzemeleri karıştırın.
*Unu da ekleyip 4-5 dakika boyunca mikserle çırpın.
*Unlayıp yağladığınız kek kalıbının dibine dövülmüş ceviz serpin.
*Hamuru kalıba dökün 175 derecelik fırında yaklaşık 40 dakika kadar pişirin.Soğuyunca dilimleyip servis yapın.









